Bayramınız bayram ola
Bayramınız bayram ola
Allah’a hamdü sena, Rasulü’ne (sav) salatü selam, binlerce…
Layıkıyla kul olamasakta, ibrahimce ve İsmail teslimiyeti Hacer tevekkülüyle huzurundayız Allahım.
Bağışlanmak isteriz!
Bayramdır sevindir bizi.
Kapındayız ikram et şanındır.
Bayram; gönle, dile, ele güne herşeye olmalı. Bayram insanın içine dolmalı. Yalnız, kimsesiz, selamsız, vicdansız bayram olmaz.
İnsan önce kendine bayram olmalı ki; aleme olsun.
Gönlümüzle, ömrümüz eş olduğunda bayram gibi bayram olur.
Peki; kurbanımızla birlikte, kurban etmemiz gerekenleri de kurban edebildik mi?
İrademizi Hakk’ın rızâsında yok edebildik mi?
Mesela kibrimizi, gururumuzu, nefsimizi…
Mevlânâ Hazretleri âdeta; “Sakın ola ki sen kurbanı; koyun kesmek, kebap yemek, kendine ziyafet çekmekten ibaret zannetme!” buyuruyor. Zira kurban, gönüldeki takvâ hissinin ve Allah muhabbetinin bir sembolüdür. (Osman Nuri Topbaş, Altınoluk Dergisi)
Bayramdır kendini ibret aynasında gör, kimseyi küçük görme. Zaman su gibi akıyor, vakit daralıyor.
Sana emanet edilenler için şükret.
Zorluklar karşısında sabret.
Âlem güzellik ve ibret aynasıdır seyret.
Bayramımız kurbiyete vesile olsun.
Sabret, şükret, seyret.
Üstadım dedim, bayrama ne alayım?
Dedi; birkaç piri fâniden gönül, birkaç çocuktan gülücük, alabilirsen fakirden de duâ al.”
Üstadım Bayrama ne keseyim?”
Önce; gıybeti kes, kul hakkı yemeyi kes, yalan söylemeyi kes, haram yemeyi kes, adam kayırmayı kes, israfı kes. (Cahit Zarifoğlu)
Hz. İbrahim’in Rabbi için İsmail’den geçtiği gibi:
“Cân bula cânânını, bayrâm o bayrâm ola”
Bayramınız bayram ola…
Selam ve dua ile…