Dost, yüzüne karşı yerer, arkadan över, düşman, yüzüne karşı över, arkadan yerer
Dost, yüzüne karşı yerer, arkadan över, düşman yüzüne karşı över, arkadan yerer
İnsanların birbirlerini aramasının, hal hatır sormasının git gide azaldığı, vefanın geçerliliğini kaybettiği, insanın – insana olan samimiyetinin yok olduğu, sevginin – muhabbetin – dostluğun – nezaketin değerini ve anlamını yitirdiği bu modern yaşam alanlarında her şeyi iyimser olarak görmek tam olarak zihnî bulanıklıktır. Manevi bir boşlukta kürek çekiyoruz sanki.
Her devrin insanı olan, nabza göre şerbet veren, bulunduğu yere, ortama ve zamana göre şekil alan insanlar, sürekli birbirini ötekileştiriyor, aynı gemide olduğumuzu unutuyoruz. Bu dünya kimseye kalmaz, kalsaydı Sultan Süleyman eli boş gider miydi?
Bizi biz yapan, bizi bir yapan yegâne güç manevi değerlerimiz ve vicdanlarımız olmalı.
Eskiden yağcılık, dalkavukluk ayıptı, yapanlar alay konusu olur, horlanır, dışlanırdı. Şimdi adeta binlerce antrenmanlı dalkavuğun 7/24 kıyasıya yarıştığı süresiz, sınırsız yağcılık ve dalkavukluk olimpiyatları var.
Aklın kirliyse herkesi yanlış, vicdanın kirliyse herkesi kötü, gönlün kirliyse herkesi çirkin görürsün.
Yani; Temkîn ile telvîn arasında hallenmek iyidir…
İnsan yaşadığı hadiseler ile kodlanıp, duyu organlarının oluşturduğu motivasyon ile bir duruş belirliyor. Görülenler kirli olunca temiz bakmak imkanı olamıyor. Kirli vicdanlar ile muhatap olunca, vicdanlar kirlenebiliyor. Zor iş yani..
Yalakalara tahammül eden kişilerin, doğru söyleyene tahammül edemedikleri bilinir. Unutmamak gerekir ki; vazgeçebildiklerinin sahibi sensin, vazgeçemediklerin senin sahibin olur.
“Dalkavuklara tahammül eden arkadaşlarımız, doğru söyleyen, düzgün, dürüst insanlara niye tahammül edemiyor?
O dalkavukların yağcılık yaptığını bile bile her gün oturup kalkıyorlar, ama her gün. O, senin kötülüğünü düşünse, senin yüzüne eleştirir mi?
Dost, yüzüne karşı yerer, arkadan över, düşman, yüzüne karşı över, arkadan yerer.“ derler. En önemlisi birbirimizin değerini bilirsek, şu üç beş günlük dünyada, bakın o zaman sevgi de yeşerir, vefa da tomurcuklanır.
Vesselam…