Düşmanın attığı “taş” değil, dostun attığı “gül” yaralar beni
Düşmanın attığı taş değil, dostun attığı gül yaralar beni
Ayağımız tökezlese ilk tekmeyi bizden dediklerimiz atıyor. Kör gözünü açtığında ilk önce bastonunu kırarmış dedikleri gibi. Bazı insanlar bu sözlerin vücut bulmuş hali.
Kör bir genç sevdiği kıza sormuş: “Beni görseydin yine de benimle evlenir miydin?”
Genç “Tabiî ki!” demiş.
Hayırseverin biri gence gözlerini vermiş. Genç çok heyecanlıymış, çünkü sevdiği kızı ilk defa görecekmiş. Gözünü açtığında bakmış ki, kızın gözleri yok.
Kız sormuş: “Ne zaman evleneceğiz?”
Genç “Ben seninle evlenmem, senin gözlerin yok!” demiş.
Genç arkasını dönüp giderken kız gencin kolundan tutarak şu cümleyi söylemiş:
“Gözlerime iyi bak, olur mu?”
Zaten bizi, bizden saydıklarımızın anlamaması üzüyor. Kendimizden saymadıklarımız bizi anlasa ne anlamasa ne…
Aslında bizden kelimesi sıkıntılı bir kelime. Çünkü bizden kelimesi beklenti barındırır. Herkes “bizden” birinin peşinde. Bizden geldi ne başımıza geldiyse.
Sevmediği, umursamadığı insandan kasırga gelse yıkılmayan insan, değer verdiklerinden gelen en ufak esintide talan olur.
Hallac-ı Mansur idama götürülürken darağacını görünce güler ve kalabalık arasında gördüğü dostu Şibli’den seccade isteyerek iki rek’at namaz kılar.
Ardından şöyle duâ eder:
“Allahım burada senin dinin uğruna gayrete düşüp beni öldürmek için toplananların suçlarını affet.”
Bu esnada kalabalık içinden özellikle düşmanları, fırsat bu fırsat Mansur’a taş atarlar. Mansur bunlara ah bile demez hatta tebessüm eder, ama dostu Şibli kırmızı bir gül atınca;
Hallac-ı Mansur inler : “Taş atanlar avam takımı, bilmiyorlar, halden anlamazlar. Onların taşı bizi incitmez ama dostun attığı gül bizi incitti, canımızı acıttı” der.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek ne güzel söylemiş;
“Kime yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık
Anla ki yok, Allah’tan başkasıyla yakınlık…”
Selam ve dua ile…