Düşmanın en büyük hilesi dostluğudur
Düşmanın en büyük hilesi dostluğudur
Kurt, büyümekte olan yavrusuna hayatı öğretiyormuş. Bir tepeye çıkıp aşağıdaki koyun sürüsünü göstermiş ve anlatmış:
Bak yavrum şu gördüklerin koyundur. Etleri çok lezzetlidir. Yakalaması da kolaydır.
Yavru kurt lafa girmiş ve çobanı göstererek, onun kim olduğunu ve ne yaptığını sormuş.
Kurt, çobandan uzak durmasını, elindeki değneğin çok can yaktığını sıkı sıkı tembihlemiş.
Bu sırada yavru kurdun dikkatini sürünün köpeği çekmiş.
Şu bize benzeyen bir şey var orada, o ne yapıyor?
Kurt, derin bir “ooff!” çekmiş ve demiş ki:
”Ah yavrum, bizi asıl perişan eden işte o bize benzeyip de bizden olmayandır.”
İşte Hz. Ali’nin de dediği gibi; “En tehlikeli düşman, bize benzeyip de bizden olmayan ve düşmanlığını gizleyendir.”
Düşmanın en büyük hilesi, “dostluğudur” derler. Hak diyenden haksızlığın, merhamet diyenden merhametsizliğin gelmesi gibi, dostluk diyenden de düşmanlık görebilirsiniz.
Bu ülke ne çektiyse, ne çekiyorsa, bize benzeyipte bizden olmayanlardan, kıl dönmelerinden, beyaz taşlardan çekiyor.
Bir anlayış var ki maalesef; ne yalandan utanıyor, ne de algı ve iftiradan usanıyorlar. El ele verip ülkemize faydalı bir iş yapalım demek varken, aynı fütursuz hevesi, usanmaz enerjiyi maalesef bulamıyoruz.
Hayat kısa. Onu iyiye, doğruya, güzele, faydalıya harcarken yorulmalı insan.
Sanırım bazı kişilerin güzelliklere alerjisi var. Biz onlara inat çiçek misali onu ekmeye devam edeceğiz . Biz onlara inat her gün su verip asırlık bir ağaç gibi kök salıp yıllara meydan okuması için elimiz den geleni yapacağız. Varsın yalanlar ve kötülük onların elbisesi olsun.
Selam ve dua ile…