UA-131003470-2
DOLAR 8,5064
EURO 10,3017
ALTIN 499,85
BIST 1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 30°C
Az Bulutlu
Ankara
30°C
Az Bulutlu
Cts 29°C
Paz 24°C
Pts 23°C
Sal 27°C

Emekli Amirallerin Bildirisi ve Siyaset

11.04.2021
26
A+
A-
Spread the love

Emekli Amirallerin Bildirisi ve Siyaset

Geçtiğimiz günlerde 104 emekli amiralimiz tarafından, Montrö Boğazlar Sözleşmesine ve Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı’nın sarık ve cüppeli fotoğraflarına ilişkin bir bildiri yayımladı.
Gece yarısı yayınlanan bu bildiriye karşı başta hükümetimizin temsilcileri olmak üzere, hemen hemen tüm siyasilerimizden ve Milli Savunma Bakanlığı’ndan çok sert tepkiler geldi.
Sonrasında, konu adli olarak incelenmeye alındı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Türk Ceza Kanunu’nun 316/1 maddesinde yer alan “Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suç işlemek için anlaşma” şüphesiyle bir soruşturma başlattı.
Ancak bildiri sonrasında yapılan açıklamalar Türk siyasetinin, artık bu tür eylemlere karşı olumlu yaklaşmadığını göstermiştir. Adına ister bildiri, ister muhtıra diyelim bu sorumsuz girişime, iktidarı ve muhalefetiyle tüm siyasilerce son derece yerinde tepkiler verilmiştir.  Gelen tepkilere genel hatları ile bakacak olursak şunları söyleyebiliriz:
Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Fuat Oktay, “vesayet muhiplerinin heveslerinin en son 15 Temmuz gecesi kursaklarında kaldığını, millet olarak unutamayacakları bir ders verdiklerini” ifade etmiştir.
Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Fuat Oktay’ın, Twitter hesabından yaptığı açıklama şu şekildedir:
“Mezarlıkta ıslık çalan korkaklar misali, Millet İradesini ve Recep Tayyip Erdoğan’ın dik duruşunu hazmedemeyen darbe seviciler demokratik kurumlara, seçilmişlere ve de Türk Silahlı Kuvvetlerine ayar verme hadsizliğinde bulunmuşlar…
Bu vesayet muhiplerinin hevesleri en son 15 Temmuz gecesi kursaklarında kalmış, millet olarak unutamayacakları bir ders vermiştik. Bugün de her platformda gerekli cevap en net şekilde verilecektir…”
Yine bu konuyla ilgili bir açıklama da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Mustafa Şentop tarafından yapılmıştır. Sayın Mustafa Şentop’un, Twitter hesabından yaptığı açıklamada:
 “Yıllardır, içerde dışarıda vatan ve millet düşmanlarıyla cephe cephe amansız bir mücadele sürerken ortalıkta gözükmeyen emekliler, kendi uydurdukları gündemlerle, kaos simsarlığı üstlenmişler…” ifadelerini kullanmıştır.
Bu konuda son derece sert diyebileceğimiz bir başka açıklama da İletişim Başkanımız Sayın Fahrettin Altun tarafından yapılmıştır.  Sayın Fahrettin Altun’un Twitter hesabından yaptığı açıklamada: “…Siz kimsiniz? Ne hakla milli iradenin meşru temsilcilerine parmak sallıyorsunuz? Türkiye bir hukuk devletidir. Bunu asla unutmayın. Vesayetçiler bir daha asla demokrasimize zarar veremeyecek. Dış güçlerin ezik piyonları büyüyen, güçlenen Türkiye’nin önünü kesemeyecek!” ifadelerini kullanmıştır.
Bildiriye karşı en sert tepki Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli’den gelmiştir. Sayın Dr. Devlet Bahçeli açıklamasında;“…Bize göre, 4 Nisan çıkışını detaylarıyla ele almak şarttır. Bunlar denizci değil, denizcilerin ve denizciliğin yüz karalarıdır. Söz konusu muhtıra, emeklilikte canı sıkılan, aksiyon arayan, biraz da adımızdan söz ettirelim diyen bir grup meczubun işi değildir.
Bunları deniz nasıl tutuyorsa, hukuk da öyle tutmalı, netice itibariyle, cüretlerinin bedelini ödemelidirler. Gece yarısı bildirisi neyin nesi, hangi mihrakların sesidir? Bu aklı kim vermiştir? Sağır odalarda ki müşahitler kimlerdir? Bu emekli amirallerin, madem bazı konularda düşünce ve itirazları vardır, o halde resmiyette faal halde olan 106 partiden birisine katılarak, sabahtan akşama kadar ahkâm kesip laf salatası yapmalarının önünde esasen bir engel olmayacaktır.
Her zeminde görüşlerini anlatabilmelerinin önü açıktır. Televizyonları rahatlıkla kullanma hakları vardır. Akşamları farklı televizyon ekranlarında sahnelenen tartışma programlarında, 3 ya da 4 emekli askeri görmek adeta moda, adeta alışkanlık haline gelmiştir. Ne var yani, bunlara 104 kişi daha eklenebilir, 104’ü de sırayla boy gösterebilirlerdi” ifadelerinde bulunarak,   konuşmasına şu şekilde devam etmiştir:
  “Bazı sözde hukukçular ve çarpık siyasetçiler diyor ki, emekli amirallerin yayımladığı açıklama bir darbe çağrısı değil, tam tersine bir demokrasi çağrısıdır. Neymiş, düşünce ve ifade özgürlüğüne saygı esasmış. Bu çağrı bal gibi darbe çağrısıdır…”
Konuşmasına çok sert açıklamalarla devam eden Bahçeli, imzacı amirallerin rütbelerinin sökülerek, tüm haklarının alınmasını teklif etmiştir.
Bildiriye karşı muhalefetten farklı tepkiler gelmiştir. Büyük bir kısmınca kınanmıştır. Örneğin, İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener bu bildiriyi bir zevzeklik olarak değerlendirmiştir. Konuyla ilgili değerlendirmelerinde;
“ …Emekli amirallerin canı sıkılmış, bir bildiri yayınlamışlar. Bu bir zevzekliktir. Türkiye bu tür zevzekliklerden çok çekti. Buradan herkese sesleniyorum, emekli silahlı bürokratlara sesleniyorum; herkes görevini işinin başındayken yapmalıydı. Yunanistan’ın işgal ettiği adalara karşı tavırlarını görmedim. Siyaset, siyasetçiler tarafından yapılır.
Muhalefet partilerini beğenmiyorlarsa, bir parti kurup, onun üzerinden yürüyebilirler. Bugün darbe çağrıştıracak, bütün gerçek gündemi örtecek herhangi bir yolun oluşmasına sebep olamazlar. Herkes fikrini söyler, zaman içinde, zemin içinde söyler. Ama bunu demokrasiye tehdit gibi bir yolu açmaktan imtina ederler..” ifadelerini kullanmıştır.
Gelecek Partisi Genel Başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu da yaptığı açıklamada; “Gelecek Partisi milli iradenin, hukuk devletinin ve demokrasinin yanındadır. Militarist ya da sivil fark etmez, darbe heveslilerine geçit verilemez. Bildiri ülkenin tarihsel hafızasını ve içinden geçtiği hassas süreci göz önüne almayan; kötü niyetli bir sorumsuzluk örneğidir” ifadelerini kullanmıştır.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise, direkt bildiri ile ilgili bir ifade kullanmayarak, Twitter hesabından şu açıklamayı yapmıştır:
“Bu sahte gündemler tutmaz. Halkımızın tek gerçek gündemi sofrasıdır. Büyük ve ünlü Ekonomist Erdoğan yarattığın ekonomik yıkım ile seni yüzleştireceğim. Geleceğini kararttığın gençlerimizin hikâyelerini buradan paylaşacağım” demiştir.
Bütün bu söylemler karşısında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da “ Bu işin merkezinde aslında ana muhalefet partisinin ta kendisi var. Milleti ve milletin seçtiği yönetimi tehdit etme cüretini gösterenlere hadlerini yine milletimizle göstereceğiz” şeklinde net bir cevap vermiştir.  
Milli Savunma Bakanlığı’nın yapmış olduğu açıklamasında ise; “Böyle bir bildiri yayınlamanın demokrasimize zarar vermekten, Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin moral ve motivasyonunu olumsuz etkilemekten ve düşmanlarımızı sevindirmekten başka bir işe yaramayacağı açıktır. Bağımsız Türk yargısının gereğini yapacağına inancımız tamdır.” ifadeleri kullanılmıştır.
Sonuç olarak; siyasetin değişik kesimlerinden bildiriye karşı verilen tepkilerin uzlaştığı temel nokta, herkesin kendi işiyle meşgul olması ve seçilmiş iktidara karşı saygılı olunmasıdır. Böyle bir bildirinin demokrasimizin ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yıpratılmasından başka bir işe yaramayacağıdır.
Ben de emekli bir albay olarak aynı fikirdeyim. Ülkemizle ilgili, siyasetin genel gidişi ile olumlu veya olumsuz benim de birçok düşüncem oluyor. Bunları, bazen televizyon ekranlarından bazen de gazetemizdeki köşemden kamuoyu ile paylaşıyorum.
İyi yapılan şeyleri takdir ediyor, kötü giden veya iyileştirilmesi gerektiğini düşündüğüm konuları ise, çözüm getirici önerilerimle yapıcı bir tarzda eleştiriyorum. Bu tarzım, izleyiciler ve okurlarımızca son derece takdirle karşılanmaktadır. Bana göre yapılması gereken de budur. Bildiriyi imzalayan komutanlarımın da yapması gereken buydu.
 Şahsen, bildiride imzası olan komutanlarımın çoğunu da tanımaktayım. Bir kısmını da çok bilgili olmalarından dolayı beğenmekteyim. Aynı şekilde, kamuoyunun büyük bir kesimince de takdirle karşılandıklarını biliyorum. Hatta siyasilerimizin de büyük bir kısmı tarafından ilgiyle takip edildiklerini biliyorum.
Hal böyle iken, ülkemiz ve milletimiz için faydalı olabilecek endişelerini arz etmek için, Sayın Cumhurbaşkanımızdan bir randevu talep etselerdi, geri çevrilmeksizin dinleneceklerini ve olumlu yönde karşılık alabileceklerini söyleyebilirim.
İşte bu nedenledir ki, amirallerimin bana göre haklı oldukları noktalar olsa bile yaklaşım tarzları nedeniyle kendilerine hak vermiyorum.  Sonucunun ne olacağını düşünmeksizin, böyle bir bildiriye imza atmalarından dolayı kınıyorum.  Kahraman Ordumuzun değerli komutanlarının bir daha böyle çirkin bir olaylarla anılmamasını temenni ediyorum.
Bu vesile ile Yüce Rabbim; devletimizi payidar, milletimizi bahtiyar, şanlı Ordumuzu daima muzaffer eylesin, ismini her daim yüce kılsın, devletimize ve milletimize hizmet yolunda bilge komutanlarımızı başımızdan eksik etmesin inşallah…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: