Gül Çarşısında Herkes Başka Tükenir
Gül Çarşısında Herkes Başka Tükenir
İnsanları uzaktan gözlemlerken yine bir tarafım ezilip bir tarafım gülümsüyor. Önce kendimi sonra herkesi sorguluyorum biz kimiz ve ne yapıyoruz?
Mutlu muyuz yoksa büyük bir kandırmaca içinde miyiz?garip bir özetle yaşıyoruz işte bir şekilde..
Üstümde hevessizlik var sanırım. Ayağımı sürterek yürüyorum, merdivenleri yavaş yavaş ve bekleyerek iniyorum, yüzümü duvara yaslayıp öylece duruyorum. Bir yandan da bunlar o kadar komiğime gidiyor ki, nedenini de çözebilmiş değilim işte.
Karmaşık insanlar basitleri karmaşıklaştırır. Güzellik, bakan gözlerin ve şeylerin gerçek güzelliğini takdir etmesini bilenlerin alçakgönüllülüğündedir. Mutluluk, kıymetini bilenlere, ekene, filizlenip biçmeye sabrı olanlara mahsustur.
Şükrü Erbaş ne güzel demiş; “Şükür cehalet bitti! Kimse okumuyor, herkes yazıyor. Kimse öğrenmiyor, herkes biliyor. Kimse susmuyor, herkes konuşuyor. Kimse çekilmiyor, herkes ortada. Kimse kederlenmiyor, herkes şenlik. Kimse yere bakmıyor, herkes gökyüzü. Kimse sevmiyor, herkes arzu ediyor.
Kimse gözyaşı değil, herkes küfür. Kimse eşik değil, herkes ufukların ötesi. Kimse gölge değil, herkes ışık.
Tevazu bitti. İncelik bitti. Hatıra bitti. Gönül bitti. Şarkı bitti.
Bir aynalar pazarı ki, yaşıyoruz işte…”
“İnsan, yüzünü bile görebilmekten aciz mahluk. Öyle ya; aynada sağ sola ve sol da sağa geçtiğine göre gördüğü tam kendisi mi?” (Necip Fazıl)
“İnsan biraz kendini dinledikçe görüyor ki yıllardır olduğunu sandığı kişi, gerçek benliği değil. Aynada gördüğü, kendisi sandığı aslında her yanı dayatmalar, “şöyle desin”ler, “böyle olmalı”lar, “ama çok ayıp”lar, ile dolu, başkaları tarafından şekillendirilmiş bir yabancı.
O gerçek ben, bu karmaşa arasında kaybolup gider. Bu kaybolmuşluğu ancak bir gün kendine yabancılaştığında, o dilinden düşürmediği hayalleri bile bir başkasına aitmiş gibi gelmeye başladığında farkeder. Hiç kolay değildir, “Kendi kendime yabancılaştım” demek.
Çünkü “Bu ben değilim” dedikten sonra gelecek soru kaçınılmazdır.
O zaman ben kimim?
İsteklerimi, hayallerimi, yaşayışımı bir başkasının kabulüne göre şekillendirmek zorunda bırakılmadan önce -ki bu muhtemelen çocukluğa denk gelir- kimdim?
İnsan bir gün bu soruyu cevabını bulmak üzere değil, cevabı sadece aramak üzere sorduğunu fark eder. O zaman atar o bir an önce bir yerlere varma hırsını üstünden. Yolculuğuna şükreder, her yeni günü gerçek benliğine kavuşmak için kendine yol arkadaşı eder.”(Fazilet)
Selam ve dua ile…