UA-131003470-1
DOLAR 8,0844
EURO 9,7548
ALTIN 460,27
BIST 1.377
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 19°C
Çok Bulutlu
Ankara
19°C
Çok Bulutlu
Çar 17°C
Per 18°C
Cum 23°C
Cts 26°C

İlim Yolun Açık Olsun!

08.04.2021
19
A+
A-
Spread the love

İlim Yolun Açık Olsun!

Yaralı kartala sormuşlar;
Niye bu denli hüzünlüsün?

Demiş ki; Beni vuran okun arkasında kardeşimin tüyleri var.

Koltuk ve makam hırsınıza bürüdüğünüz ilm-siyaset maskesi ile neticeyi elde ettiniz. İsim isim yazamasakta çığırtkanlığınız yükseldiği satırlar daha sıcacık duruyor zafer sizin papatyalar.

İmam nedir ki?
Bazılarına göre namaz kıldırma memuru.

Toplumun inşasına, aile bütünlüğüne, iman ve İhlas konularına, faiz ve zina meselelerine, Feminizmin kadınları yozlaştırma ve ifsad faaliyetlerine, modernizmin sapkınlıklarına girersen olmaz İmam efendi!

Hak bildiğini söyleyen değil, sulanmış beyinlerin istediğini söyleyen makbul oluyor. Kimse Hakk’ı ve hakikati işitmek istemiyor; herkes, kendi yanlışlarının, yozlaşmış fikirlerinin, çarpık anlayışının onaylanmasını bekliyor.

Abdurrahim Karakoç’un “Ben dinsizim! ‘ diyen beyinsizlerin
Din dersi verdiği çağda yaşadık.” dediği noktadayız.

Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına da bir kitabe eklemiş:
“Her kula helâl, Müslüman’a haram!”
Bursa başkent… tabii Osmanlı karışmış; bu nasıl fitnedir diye…
Gitmişler kadıya şikâyete…

Adam yakalanıp yaka-paça huzura getirilmiş.
“Bu nasıl fitnedir, dini İslâm, ahalisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla! Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?” diye çıkışmışlar adama.
Adam:

– “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…” dedikçe, kadı kızmış:
– “Ne delili, ne ispatı? Sen fitne çıkardın, Müslüman ahalinin huzurunu kaçırdın, katlin vaciptir!” demiş.
Demiş ama bir yandan da merak edermiş:
– “Nedir gerekçen?” diye sormuş.
Adam:

– “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış.
Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş.
Padişah da sinirlenmiş ama diğer yandan o da meraklanırmış:
– “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl,

Müslüman’a haram yazarsın?”

Adam, başı önünde konuşur:
– “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”
Padişah:
– “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?”
– “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultanım…”
– “Eeee!”
– “Sultanım, herhangi bir havradan (sinagog) rasgele

bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…”
Dediği yapılmış adamın.
Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Museviler; “Ne oluyor, bu ne zulüm? Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim…”

Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, mektup üstüne mektup getirmiş.

Bir hafta dolunca, adam:
– “Sultanım, artık bırakmak zamanıdır” demiş.

Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler.

Adam:
– “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultanım” demiş.

Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış. Aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış.
Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar…

Din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine…
Sultan:
– “Bitti mi?” demiş adama.
Adam:
– “Sultanım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.
– “Şimdi nedir isteğin?”
– “Efendim, payitahtımız Bursa’nın en sevilen, âlimini alınız minberinden…”
Adamın dediğini yapmışlar, Ulucami imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler.
Bir Allah’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz? hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış…

Geçmiş bir hafta, “Nerde imam” diye gelen-giden yok!
Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, tutuklanan koca âlim için:

“Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”
– “Kim bilir ne suç etti de tevkif edildi!”

Velhasıl kelam, Üstadın da dediği gibi;

“Doğru olsam ok gibi yabana atarlar beni
Eğri olsam yay gibi elde tutarlar beni
Ne doğruyu aç gördüm ne eğriyi tok
Eğri yay elde kalır, menzil alır doğru ok.”

Selam ve dua ile…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: