Nabza göre şerbet!
Nabza göre şerbet!
Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde önemli rol oynayan kişilerden biri olan Dursun Fakih tarafından söylenmiş bu söz var. Der ki;
“Ey oğul!
Öyle insanlar göreceksin ki, koyunu yemek için tilkiyle plân yapacaklar, kurtla birlikte öldürecekler, çobanla birlikte yiyecekler, sahibi ile birlikte yas tutacaklar ve hiçbir şey olmamış gibi davranacaklar…”
Üzerinden yaklaşık 700 yıl geçmesine rağmen tavsiye olarak hâlâ ne kadar kıymetli.
Zira hangimizin çevresinde böyle insanlar yok ki?
Allah hepimizden ırak etsin böyle kişileri.
Aslında bunlar günümüz çağının ürünü değil, belki tâ Kabil’e dek uzanan kıskanç ve kötücül insan tohumlarının zamanla evrilmesi ve kötülüğün resminin giderek daha dehşet verici bir hâl alması. Ama öz hep aynı…
“Nabza göre şerbet vermek” deyimi de Dursun Fakih’ in sözü kadar olmasa da aynı düşünceyi ifade ediyor.
Giderek başkalaşan, girdiği bünyeye göre farklı özellikler sergileyebilen yeni tür virüsler gibi düşünün bunları. Corona gibi olan ölümcül virüsler…
Nasıl bir anda hızla yayılıyorlar, değil mi?
Bu ölümcül virüsten korunmak için yapılacak şey, sağlam bir bünye ve güçlü bir bağışıklık sistemini tamamlamak ise;
Karakteristik anlamdaki insan için de alınabilecek ilk ve en hayatî önlem, sağlam bir kişiliğin varlığıdır…
Belki böylelerini ilk anda tanımak mümkün olmaz ama hayatınıza sızabilmeleri için gereken boşluğu da bulamaz sağlam bir kişilikte.
Bugün çevremizdeki bir çok kişiler çevirdikleri fırıldak ve oyunda artık level atladıklarından söz etsem yalan olmaz herhalde!
Her mecrada, her ortamda tilkiyle tilki olan, kurdun yanında kurt gibi, çobanın yanında çoban gibi davrananın, “-mış gibi” yapanın kim olduğunu bilmek gerek…
Evet, “öyle insanlar göreceksin ki, koyunu yemek için tilkiyle plân yapacaklar, kurtla birlikte öldürecekler, çobanla birlikte yiyecekler, sahibi ile birlikte yas tutacaklar ve hiçbir şey olmamış gibi davranacaklar”…
Selam ve dua ile…