UA-131003470-2
DOLAR 8,7540
EURO 10,3906
ALTIN 496,61
BIST 1.391
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 30°C
Gök Gürültülü
Ankara
30°C
Gök Gürültülü
Pts 29°C
Sal 27°C
Çar 29°C
Per 29°C

Nasılsın samimiyetsizliği ile, iyiyim sahtekarlığı arasında bir yerdeyiz!

06.06.2021
17
A+
A-
Spread the love

Nasılsın samimiyetsizliği ile, iyiyim sahtekarlığı arasında bir yerdeyiz!

Nasılsın?
İyi değilim,
Niye, ne oldu, yine birine mi kızdın?
Yok ya.
Sen kendine bakmıyorsun?
Yok kardeşim,
Corona olmasın?
Daha neler, kendimi iyi hissetmedim o kadar.
O zaman kesin birşey var…
Böyle sürer gider sorgulama…

Nasrettin hocaya sormuşlar; Nasılsın hocam?
“Hinliğine soruyorsan iyiyim. Yok gerçekten soruyorsan uzun mesele.”

Birine hal hatır sorarken iki kere düşünelim. İnsan bazen sahici bir “nasılsın?” sorusuna muhatap olmak istiyor. Bazen hakikî mânâda sormaktan çekindiğim ve cevaplarken de sıkıntı yaşadığım bir sorudur “nasılsın” sorusu.

Pek çoğumuz “nasılsın” sorusunu alelâde bir şekilde kullanıyoruz. Laf olsun diye diye soruyoruz, bir derde derman olma niyetimiz yok. Bir yerde okumuştum, İmam Gazali’ye sormuşlar;

Efendim, “sorgu münafığı olmayın” demişsiniz,
bu ne demektir?
Şu demektir:
Dert etmeyeceği halde “nasılsın?” diye sormak,
münâfıklıkta bir mertebedir.

Bana “nasılsın” sorusu yöneltildiğinde her zaman geri “sen nasılsın” diye sormaya cesaret edemiyorum. Zira karşımdakinin derdi varsa derdine derman olabileceğimi zannetmiyorum. Ayrıca “nasılsın” sorusunu büyükler küçüklerine sorar, işin usulü budur. Ehlullah kendinden büyüğe “nasılsın” diye sormazmış, edebe mugayir. Hatta İsmet Özel’in bazı zamanlar “kaç kere söyledim size büyükler küçüklere nasılsın diye sorar!” diye kızdığını bilirim.

Allah bize “nasılsın” sorusuna cevap verdiğimizde, derdimizle dertlenecek dostlar nasip etsin, amin.

Kelimeler yüreğimizi değilde dilimizi titrettiği müddetçe sorgusuz sualsiz o hazin mertebeden aşağı inemeyiz.

Bize; yük olmak değil, yüke ortak olmak yakışır. Yara açmak değil, yaraya merhem olmak yakışır. Yüzünü düşürmek değil, çocuk gibi güldürmek yakışır. Zor günde gitmek değil, yanında yer almak yakışır. Dilde bir ah ile değil, dua ile anılmak yakışır.

Ne makam, ne rütbe, ne güç, ne de mal hırsıyla değil, başka dertleri satın almak için, bir yangına su olmak için, bir yaraya merhem olmak için çıkmak gerek yola. Hakkın rızasına giden yol hakkın razı olduğu yoldur ilahi kelimetullahi kendine şiar edinmiş her iman mutlak zafere ulaşır.

Selam ve dua ile…


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: