UA-131003470-2
DOLAR 13,4566
EURO 15,2718
ALTIN 772,39
BIST 1.848
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 5°C
Karla Karışık Yağmur
Ankara
5°C
Karla Karışık Yağmur
Per 8°C
Cum 12°C
Cts 10°C
Paz 10°C

Papa’nın Irak Ziyareti ve Katolik-Şii Yakınlaşması

15.03.2021
87
A+
A-
Spread the love

Papa’nın Irak Ziyareti ve Katolik-Şii Yakınlaşması

Geçtiğimiz günlerde, Katolik Kilisesi’nin Ruhani Lideri ve Vatikan’ın Devlet Başkanı olan Papa Franciscus, Irak’a bir ziyaret gerçekleştirdi. 5 Mart 2021 tarihinde başlayan bu ziyaret, birçok açıdan düşündürücü gelmektedir. Ziyaretin zamanlaması, içeriği ve görüşülen kişilerin statüsü gibi pek çok konu sorgulanmaktadır.

Her şeyden önce, küresel bir salgının etkisini çok yakından hissettirdiği bir zamanda, yanındaki kalabalık bir heyetle, oldukça riskli bir bölgede yapılan bu ziyaretin sebebi veya sebepleri neydi? Diye sorgulanmaktadır. Gerçekten de Irak’taki bu ziyaretin sebebi sadece manen hissedilen bir borcun ödenmesinden mi ibaretti?

Papa Francis her ne kadar, “bu gezi, simgesel bir gezi ve uzun yıllardır şehitler vermiş olan bir ülkeye karşı bir vazifedir” dese de bu ziyaret, yüzyıllara dayanan bir planın hayata geçirilmesi için yapılmıştır.

Papa Francis’in Irak gezisinin iki amacı olduğu söylenmektedir. Bunlardan ilki; DEAŞ’ın baskı ve zulmünden dolayı sayıları günden güne azalan Hıristiyan nüfusu Irak’ta kalmaya teşvik etmektir. İkincisi ise; Şii İslam ile daha yapıcı bir ilişki kurularak, Irak’taki barış ortamının sağlanmasıdır.

İlk bakışta kulağa hoş gelen, gönüllere rahatlık veren bir görüntüsü olsa da işin aslının böyle olmadığı, ziyaret edilen yerler, kişiler ve konuşulan hususlar analiz edilirse çok açık bir şekilde anlaşılır. Papanın her ne kadar Birinci Dünya Savaşı öncesinde, savaşın önlenmesi için önemli çalışmaları olsa da söz konusu İslam coğrafyası olunca amacının hiç değişmediği söylenebilir. Bir tarihçi olarak, papalığın

Anadolu, Filistin, Suriye ve Irak toprakları üzerindeki amaçlarından hiçbir zaman vazgeçmediğini çok rahatlıkla söyleyebilirim.

Papalığın, Haçlı Seferlerinden günümüze kadar bu topraklarda her zaman Katolik olmayan Hıristiyanlar üzerlerindeki misyonerlik faaliyetlerini devam ettirdiklerini söyleyebilirim. Bununla ilgili olarak, arşivimizde pek çok belgeye rastlanmaktadır.

Bizim bu sayımızda da siz değerli okurlarımız için, Sayın Orhan Sakin tarafından tarih sayfasında değerlendirilen belgede, Papalığın görevlendirdiği rahiplerin; II. Viyana Kuşatması sonrası Osmanlı’nın yaşadığı zor günlerinden istifade ile Anadolu, Irak ve Suriye’deki halkı kendi mezheplerine döndürmek için çalıştıklarından bahsedilmektedir.

Ermeni, Rum ve Süryanilerin yaptıkları başvuru üzerine ilgili kadılıklara gönderilen fermanda aynen şu ifadelere yer verilmektedir:

“Halep kadısına hüküm ki”

… Memlekette Rin Papa’ya intisap etmiş bazı ruhbanların ortaya çıkmış, fesat ve fitne kastıyla beldeleri dolaşıp Rum, Ermeni ve Süryani ve sair bunlara bağlı Hıristiyanları Frenk mezhebine davet ve nicelerini kadim inançlarından ve ayinlerinden döndürüp kendi yollarına döndürdükleri ve memlekette hile ve hurda ile karışıklığa sebebiyet verdiklerinden Hıristiyan reaya Divan-ı Hümayun’uma gelip şikâyet etmişlerdir …

… Papaya mensup bu hileci rahiplerin; gerek seyahat ve gerekse ikamet yoluyla faaliyet göstermelerinin önlenmesi, halkın bunlara karşı uyarılması ve uyarıldığı halde bunlara uyanların da yakalanarak, hapsedilip isimlerinin bildirilmesi.”

Şimdi bu belgeden hareketle Papa Francis’in Irak gezisini gün gün değerlendirmek istiyorum.

Beraberindeki heyetle 5 Martta Bağdat’a gelen Papa Francis, buradaki üst düzey bir karşılama töreninden sonra, fazla oyalanmaksızın, DEAŞ’tan kurtarılan bölgelerde bir takım görüşmelerde bulunmuştur.

Görüşme yerleri ve kimlerle görüştüğü konusunu değerlendirmemiz gerekirse; ilk ziyaret noktası Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY)’nin başkenti Erbil’dir. Erbil Uluslararası havalimanında; IKBY Başkanı Neçirvan Barzani, Başbakan Mesrur Barzani ve dini temsilciler tarafından törenle karşılanmıştır. Karşılayanların da Papanın da son derece memnun göründüğü bu tören sonrasında, Irak Kürt Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani ile bir görüşme gerçekleştirilmiştir.

Bu ziyaret sırasında; Irak Kürt Bölgesel Yönetimi tarafından, ziyaretin anısına 6 adet hatıra pulu bastırılmıştır. Bunlardan, Papa Francis’in figürünün yer aldığı pulun arka fonunda görülen haritaya, Türkiye’nin birçok doğu ve güneydoğu ili Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne dâhil edilerek, sözde ‘Büyük Kürdistan’ propagandası yapılmıştır.

Erbil’den sonra Musul’a geçen Papa, Musul’un 20 kilometre güneydoğusundaki Karakuş bölgesine bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Hıristiyan nüfusun yoğun olduğu Karakuş’taki Hıristiyanlara hitaben; “yurtlarını terk etmelerinin Hıristiyanlık açısından büyük bir kayıp olacağı” yönündeki sözlerinden sonra, onlardan Irak’ta kalmalarını istemiştir.

Papa’nın bu isteği; planlı bir şekilde, yurtlarından göçe veya asimilasyona zorlanan Türkmen varlığı dikkate alındığında, çok önemli bir duruma gelmektedir. DEAŞ terör örgütü adıyla oynanan oyun neticesinde; bölgede yaşayan Türkmen varlığı Irak dışına göçe

zorlanırken, yerlerine kendilerine biat edecek, petrolün bekçiliğini yapacak, bölücü terör örgütü mensuplarının kaydırılması yapılmaktadır.

Bölgenin etnik açıdan Kürtleştirilmesi için yoğun bir gayret sarf edilmektedir. Bölgede yürütülen misyonerlik çalışmaları ile Hıristiyan nüfusun artırılması planlanmaktadır. Durum böyle iken, Papanın Irak Kürt bölgesini ziyareti ve Hıristiyanları Irak’ta yaşamaya çağırmasında çok özel sebepler olduğu düşüncesindeyim.

Şöyle ki, bazı tarihi kaynaklarda, bu bölgede Hıristiyanlığın yayılışının oldukça erken dönemlerden itibaren başladığı, Suriye ve Antakya bölgesi gibi Irak’ın da kadim Hıristiyan yurdu olduğu iddia edilmektedir.

Geçmişten kaynaklı bu tarihi iddialar nedeniyle, kimyasal silahlar bahane edilerek, Körfez Savaşı’nda Bağdat’ın mahvedilmesini, arkasından da DEAŞ eliyle Iraktaki tüm kültür miraslarının yok ettirilmesini tesadüfü gelişen olaylar olarak görmemek gerekir. Bana göre bütün yıkımın arkasında, bölgenin Hıristiyanlaştırılması planları yatmaktadır.

Papa Francis’in gezisinin ikinci gününde; Necef’e geçerek, Şiilerin önde gelen dini lideri Ayetullah Ali Sistani’yi evinde ziyaret etmiştir. Bu ziyaret sonrasında pek çok soru sorulmuştur. Ancak, bunlardan iki tanesi çok önemlidir. Bunlardan ilki; Papa neden Ayetullah Ali Sistani’yi ziyaret etmiştir? Başka ziyaret edilecek, evinde baş başa görüşülecek başka kimse yok mudur?

Bu sorunun cevabını ise Ayetullah Ali Sistani’nin geçmişteki faaliyetlerinden vermek mümkündür. Sistani; ABD’nin 2003 yılında Irak işgalinde Şiilere ‘itidal’ çağrısında bulunan, 2014 yılında ise DEAŞ terörüne karşı, destekçilerinin İran’a yakın milislere katılması için fetva

yayınlayan, daha sonraki süreçte de Irak’ta Nuri el Maliki ve Adil Abdülmehdi’nin başbakanlıktan istifa etmelerinde de etkili olan bir kişidir.

Dolayısıyla, bu yaptığı hizmetlerin ABD ve Hıristiyanlık adına ne anlama geldiği de çok açık bir şekilde ortadadır. Kendilerine bu kadar hizmeti olan ve Irak siyasetinde etkin olan bir kişinin ziyaret edilmesi de gayet normal görünmektedir.

Ziyaretle ilgili sorulanlardan ikincisi; ziyaret sırasında yaşananlar ve Necef sokaklarında Papa ile Sistani’nin resimlerinin bulunduğu pankartlarda “Siz bizden, biz de sizden bir parçayız!” sloganının ne amaçla hazırlanmış olduğu üzerine yoğunlaşmaktadır.

Gerçekten de bu ziyaret, bir Papanın, Müslüman bir lideri evinde ilk ziyareti olarak tarihe geçmiştir. Bu ziyarette dikkat çeken önemli hususlardan birisi 90 yaşındaki Ali Sistani’nin, daha önce kendisini ziyaret edenleri ofisinde oturarak karşılamasına rağmen, Papa Francis’i ayakta karşılaması ve evinde ağırlamasıdır.

Diğer taraftan, yürümekte bile zorluk çekmekte olan Papanın; Necef’in dar sokaklarında kısa da olsa yürüyerek Sistani’nin evine gelmesi, eve girmeden önce ayakkabılarını çıkarması ve yaklaşık 50 dakika görüşmesi de oldukça düşündürücüdür.

Ziyaret sırasında yaşananlara kısaca bakacak olursak; Iraklı yetkililerce, gökyüzüne beyaz güvercin bırakarak, barış mesajı verilmesi, gayet samimi bir şekilde fotoğrafların çekilmesi, Sistani’nin bir kanepede, yandaki kanapede ise Papa’nın maskesiz oturmaları vb. birçok şey gözümüze takılmaktadır.

Yaklaşık 50 dakika süren görüşmede, Sistani’nin “Dini ve ruhani liderliğin, trajedileri durdurmada büyük rol oynaması” gerektiği yönünde,

Papa’nın da “dini topluluklar arasında işbirliği ve dostluğun önemi”ne ilişkin değerlendirmelerde bulundukları söylenmektedir.

Konuşulan her ne olursa olsun, bu görüşmenin gözden kaçırılmaması gereken en önemli tarafı tarihsel süreçteki Katolik-Şii dostluğunu yeniden oluşturmaya yönelik olmasıdır. Ayrıca, bu ziyaretin siyasi bir niteliğin de var olmasıdır. Ziyaretin siyasi amacı, Rusya’nın ve buna bağlı olarak Ortodoks kilisesinin, Suriye’deki Hıristiyanlar üzerindeki etkisine karşı, Katolik kilisesi bölgedeki varlığını hissettirmektir.

Papa buradaki ziyaretinin ardından, Hz.İbrahim’in doğduğu antik Ur kentini ziyaret etmiştir. Burada dinler arası etkinliğe katılarak, birlik ve beraberlik mesajı vermiştir.

Sonuç olarak söylememiz gerekirse; Papanın bu ziyareti, Haçlı Seferleri sırasında oldukça yaygın olan, “Müslümanların savaşla değil, birlikte yaşayarak, Hıristiyanlaştırılabileceği” düşüncesinin hayata geçirilmesine yöneliktir.

Bu ziyaret; Katolik-Şii ilişkilerinin geliştirilmesi, Sunni İslam coğrafyasının kuşatılması ve parçalamasına yöneliktir. Bu ziyaretin, ne dini hoşgörüyü, ne de insanlığın ortak bağlarını yüceltme gibi bir amacı bulunmamaktadır. Sadece bir amacı vardır. O da bölgenin Hıristiyanlaştırılmasıdır.

Yapılan ziyareti bu bakış açısıyla değerlendirdiğimizde; Papanın bundan sonraki hedefinin, Suriye ve Anadolu olduğunu tahmin etmek zor olmayacaktır. Bu vesile ile yüzyıllardır vazgeçilmeden adım adım ilerletilen, Müslüman dünyasını bölme ve İslamı yok etme planına karşı hazırlıklı olmalıyız. Rabbim İslam dünyasının birliğine yönelik tüm stratejilere karşı, bizleri her zaman şuurlu ve güçlü kılsın inşallah…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.