Unutma; Unutursan Unutulursun!
Unutma; Unutursan Unutulursun!
15 Temmuzda belki şehit olamadık ama şahit olduk.
Düşman çokmuş varsın çok olsun, biz onlardan daha çoğuz, daha güçlüyüz, daha diriyiz.
Alayı birden üzerimize geliyormuş; varsın gelsin, yeter ki saflarımızı sıkı tutalım; öleceksek de adam gibi, kahraman gibi ölelim.
“Selam olsun tanka karşı dimdik duran kahramanlara,
Helal olsun bu yiğitleri doğuran eli öpülesi analara.
Selam olsun Nene Hatunlara, Şerife Bacılara.
Helal olsun Çanakkale ruhunu yaşatanlara.” Yazıklar olsun darbeci kanı bozuklara.
“Coğrafya kaderdir” demiş İbn-i Haldun
Bizim coğrafyamızda uyursan da unutursan da ölürsün.
Her tarafı ateş çemberi ile çevrili bu cennet vatanda yaşamanın bir bedeli vardır.
Biz bu bedeli, mücadele ederek, bu ülkeye sahip çıkarak ve bu ülkeyi terketmeyerek yaşamaya devam edeceğiz.
Bir gece düşünün;
“Bir insan bir kere ölür, bir kere!” diyen nesillerin çağlar aşıp şehadete susadığı gece…
Delalet ve ihanetin, iman ve ferasete mağlup olduğu o geceyi unutma…
“Neredesin darbe yaptık, gözaltına alınacaksın” diyen hain Fetö’cü Semih Terzi’ye;
“Bizde kapıya gelene sıkılmaz, neredesin söyle ben geleyim …çocuğu” diyen İsmail Metin Temel Paşa,
Ömer Halisdemir’e;
“Semih Terzi vatan hainidir, onu karargâha girmeden öldür, bu yolun sonunda şehadet var. Hakkını helal et” diyen Zekai Aksakallı Paşa,
“Hakkım helal olsun, vatan sağolsun komutanım” diyen, verilen görevi kahramanca yerine getiren ve 30 kurşunla şehadete erişen Ömer Halisdemir,
Görevli olan asteğmen oğluna;
“O vatan hainlerinin emrine uyarsan, anam babam var diye buralara bir daha gelme sakın. O hainlere karşı dik durup şehit de olsan, başımın üstünde yerin var” diyen baba,
Koltuk değnekleriyle köprüye koşarken, “Nereye dede?” diye soranlara;
“Cennete” diye cevap veren dede.
Polis aracından megafonla;
”Sevgili vatandaşlarımız, lütfen buradan ayrılmayın. Varlığınız bize güç veriyor” anonsu yapan polis kardeşimiz,
Meclis kürsüsünde;
“Biz buradan gidersek ‘korktu’ derler. Millet meydanlara inmez. Bizim burada yapmamız gereken ölmektir” diyen milletvekillerimiz,
Kısıklı’da; “Abdülhamid’i deviriyorlar, yetişin!” diye feryad eden ve köprüde şehit olan kahraman genç,
Yerde yaralı halde yatarken “Cumhurbaşkanım lütfen sizi bir kez göreyim” diyen yiğit.
Yerde diz çöküp o yiğidin alnından öpen, “Buradayım” diyen Cumhurbaşkanı,
Köprüde polisin; “Gitmeyin, vurulursunuz” uyarısına,
“Ben giderim abi. Öleceksek adam gibi ölelim” diyen o yiğit adam,
Saraçhane’de belediye binasının önündeki havuzda abdest alıp gözlerini kırpmadan şehadete koşan mert insanlar.
Kendisine, “Halka kurşun sık” emri veren komutanını dinlemeyip, halka kurşun sıkmamak için kendi kafasına sıkan asker,
Sokağa çıkan gençlere;
“Çıkın, eğer bugün sokağa çıkmazsak bir daha hiç çıkamayız” diyen teyze,
Tarlasındaki saman balyalarını yakarak F-16’ları engelleyen, 15 Temmuz sonrası devletin samanları için ödeyeceği parayı reddeden çiftçi,
Birlikte omuz omuza mücadele edip yine birlikte şehit olan ikizler, ‘oğlu vurulmasın’ diye önüne atlayan baba, babasının başucunda atılan bomba ile bedeni parçalanan oğul, çocuklarını evde bırakıp tankların karşısına dikilen anne, başı kopan şehidi kıyafetlerinden tanıyan eş” unutulur mu?
Unutma ki, unutursan; unutulursun.
O kanı bozuklara acıma ki; acırsan, acınacak hale düşersin.
Selam ve dua ile…