Yiten zaman değil, zarif gönüller!
Yiten zaman değil, zarif gönüller!
Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde “acaba incinir mi’ diye düşünen zarif gönüller varmış. Sonra aman incinmesin diye üzerinde titredikleri vefayı alıp gitmişler…
O günden sonra kalbur saman içinde değil kambur insanın içinde olmuş.
Kambur insanın içinde…
Anlayana da anlamayana da hep zarif ve ince sözler ettik biz.
Ne demiş Yunus Emre;
“Ben gelmedim kavga için,
Benim işim sevgi için.
Dostun evi gönüllerdir,
Gönüller yapmaya geldim..”
Bir kalbi kazanma ile kaybetme arasında adı “Üslup” olan ince bir çizgi vardır…
Güzel bir üslup edinin kendinize ve üslubunuzu zarif tutun ki, incinmesin gönüller.
Güzeldik biz eskiden ama çok eskiden. Yitirildi zamanla
zarif olan hâller, nahif gönüler. Çünkü çaldılar ceplerimizden çocukluk ruhumuzu. Öksüz kaldı saksıda çiçek, bedende ruh, şiirde kelime. Aşk’ta vefâ, gönülde sefa, dilde dua. Hep eksik kaldı.
“Güzel günler çabuk geçer
içimiz hep bir hoşçakal ülkesi” diyen Zarif şair’e:
“Herkes bir hoşça kal kadar yalnız ve herkes bir veda kadar kimsesiz duruyor, kapısında zamanın…” diye seslenir Erdem Bayazıt..
Şiire şiirle cevap veren zarif gönüller…
Ne güzeller…
Yalanın tarih, hurafenin din, sahtekarlığın bilim olarak anıldığı hırsız ve arsızların baş tacı edildiği bu karanlık çağ elbet yıkılacak. Bırakın şeytan müritlerini coştursun.
“Rahman’ın has kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller onlara laf attıkları zaman ‘Selam’ derler” (Furkan 63)
“Üslup yanlış olursa, can nefesten incinir. Özü Arif, sözü hak, söyleyişi zarif, yürekleri sevgi dolu güzel insanlara selâm olsun..!