Yüreği soğuyanın savaşı biter!
Yüreği soğuyanın savaşı biter!
Dün kırmızı halılarla karşıladığımız katil İsrail bugün Mescidi Aksa’da ibadet eden Müslümanlara yönelik müdahalesi ve çeşitli şehirlerde bir çok masum sivilin yaşamını yitirmesine yol açtığı için kınıyoruz.
Yarın yeni bir bahaneyle yeniden ağırlarız. Bu film de böyle devam eder gider.
İsrail’in bu Ramazan ayı baskınları rutinleşti ama biz bir milim dahi ilerleyemedik. Her zaman aynı sloganik sözler, ramazanla sınırlı boykotlar. Olmuşuz birer klavye mücahitleri!
Ukrayna konusunda gece gündüz yayın yapan yerli, yabancı onlarca haber ajansı nerede?
“Bunlar mavi gözlü, beyaz tenli Avrupalılar.” diye yayınlar yapan ırkçı batı, söz konusu Filistin olunca sus pus.
Ukraynali çocuklar kadar değeri yok mu? Gözleri mavi mi değil ?
Yoksa Müslümanlar olarak şu mübarek Ramazan ayında sakız çiğnemek, denize girmek, kolanya sürmek benzeri şeyler orucu bozar mı sorularının cevabını mı arıyoruz.
O zaman benim de bir sorum olacak?
Filistinde İsrail askerleri tarafından iftar vakti katledilen bir müslümanın kurşunlanarak öldürülmesi orucu bozar mı?
Başka bir deyişle;
İslâm beldeleri zulüm altında inlerken; Ramazan ayı geldiğinde yıllardır aynı sakızı çiğneyen müslümanların orucu kabul olur mu?
Müslümanlar olarak küffara karşı yüreğimiz soğumuş ki ümmet olarak paramparça ve zulüm altındayız. Kudüs ve diğer İslam beldelerinin esareti, maalesef gafletimizden kaynaklanıyor.
Ümmet-i Muhammed aynı anda tükürse Telaviv’i sel basar, demişti bir büyüğüm.
Filistin ağlıyorsa biz bir olamadığımız içindir.
Kudûs bizler İçin, Selâhaddin Eyyubi’nin rüyası, Kanuni Sultan Süleyman’ın mirası, cennet mekan Abdûlhamid Han’ın davasıdır.
Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü,
Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü,
Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara,
Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü. (Nurullah Genç)
Selam ve dua ile…